+90 (533) 497 50 37
[email protected]
  • ANASAYFA
  • KURUMSAL
    • HAKKINDA
    • KVKK
    • Sorumsuzluk Kaydı
  • FAALİYET ALANLARI
  • HABERLER
  • İLETİŞİM
TürkçeTürkçe
EnglishEnglish

Malpraktis Davalarında Mahkeme Dışı Çözüm: Arabuluculuk ile Tazminat Süreci

2 hafta önce
Makaleler
Malpraktis uyuşmazlığında doktor, arabulucu ve hukuk temsilcisinin görüşmesi

Tıbbi uygulama hataları (malpraktis), hastaların bedensel ve ruhsal bütünlüklerinde derin yaralar açan, aynı zamanda sağlık profesyonelleri için de ciddi hukuki ve mesleki riskler barındıran karmaşık süreçlerdir. Hatalı teşhis, yanlış tedavi, cerrahi operasyonlarda meydana gelen ihmaller veya hastanın yeterince aydınlatılmaması gibi durumlarda mağduriyetin giderilmesi için akla ilk gelen yöntem genellikle mahkemelerde tazminat davası açmaktır. Ancak yargı sistemindeki yoğunluk, yıllarca süren davalar, yüksek harç ve bilirkişi masrafları ile duruşmaların yarattığı psikolojik yıpranma, hastaların haklarına kavuşmasını ciddi şekilde geciktirmektedir. Son yıllarda hukuk sistemimize entegre edilen ve belirli uyuşmazlıklarda dava şartı haline gelen arabuluculuk müessesesi, hastaların mahkeme salonlarına gitmeden, çok daha hızlı ve masrafsız bir şekilde maddi ve manevi tazminatlarını alabilmelerine olanak tanımaktadır.

Arabuluculuk sürecinde temel amaç, tarafların kazan-kazan prensibiyle, serbest iradeleri doğrultusunda ortak bir paydada buluşmasıdır. Tıbbi malpraktis vakalarında arabuluculuk masasına oturulduğunda, hekimin veya hastanenin kusur durumu, hastanın uğradığı bedensel zararın boyutu, gelir kaybı ve yaşanan manevi yıkım detaylıca değerlendirilir. Bu süreç, sadece bir pazarlık masası değil, hukuki parametrelerin, güncel sağlık hukuku içtihatlarının ve aktüeryal hesaplamaların ışığında yürütülen teknik bir müzakere ortamıdır. Taraflar, adliye koridorlarında yıllarını harcamak yerine, bağımsız ve tarafsız bir arabulucunun gözetiminde, gizlilik esasına dayalı olarak uyuşmazlığı birkaç hafta içinde kesin olarak çözüme kavuşturabilirler.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının Arabuluculuktaki Kritik Rolü

Tazminatın mahkeme dışı yollarla, hızlı bir şekilde tahsil edilebilmesinin en büyük güvencesi hekimlerin yaptırmakla yükümlü olduğu “Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası”dır. Serbest çalışan veya özel hastanelerde görev yapan her hekim, mesleki faaliyetlerini yürütürken verebileceği zararlara karşı bu sigorta poliçesine sahip olmak zorundadır. Hastalar arabuluculuğa başvurduğunda ve süreç başladığında, hekim veya hastane yönetimi durumu derhal ilgili sigorta şirketine ihbar eder. Sigorta şirketleri, poliçede belirtilen teminat limitleri dahilinde bu zararı karşılamakla yükümlü oldukları için, arabuluculuk sürecinin en önemli aktörlerinden biri haline gelirler.

Sigorta şirketlerinin sürece dahil olması, hastanın anlaştığı tazminat tutarının kağıt üzerinde kalmasını engeller ve tahsilat güvencesi sağlar. Yargılama masrafları, uzun yıllar işleyecek yasal faizler ve vekalet ücretleri eklendiğinde ortaya çıkacak devasa maliyetler yerine, sigorta şirketleri arabuluculuk masasında makul ve bilimsel verilere dayanan bir tazminat miktarını ödemeyi genellikle tercih ederler. Bu sayede hasta, zararını nakden ve defaten (tek seferde) tahsil etme imkanına kavuşurken, hekim de mesleki itibarını zedeleyecek uzun ve yıpratıcı bir mahkeme sürecinden kurtulmuş olur.

Kriter Mahkemede Dava Süreci Arabuluculuk ile Çözüm Süreci
Süre Ortalama 3 ile 5 yıl arası sürer. Yargıtay/İstinaf aşamaları uzatır. Ortalama 3 ila 4 hafta içinde kesin sonuç alınır.
Maliyet Yüksek dava harçları, bilirkişi ücretleri ve yargılama giderleri peşin ödenir. Başvuru ücretsizdir. Anlaşma sağlanırsa oransal asgari ücret ödenir.
Gizlilik Duruşmalar kural olarak alenidir. Kararlar kamuoyuna mal olabilir. Süreç tamamen gizlidir. Sunulan belgeler ve teklifler dışarıya sızdırılamaz.
Kontrol Karar verme yetkisi tamamen bilirkişi raporu sonrası mahkeme hakimine aittir. Taraflar kendi çözümlerini kendileri üretir, istemedikleri tutara imza atmazlar.
Tahsilat Karar verildikten sonra icra takibi ve tahsilat için çoğu zaman uzun bekleme süreleri gerekebilir. Anlaşma belgesi imzalandığı an sigorta/hastane tarafından kısa sürede ödeme yapılır.

Arabuluculuk Masasında Tazminat Kalemlerinin Belirlenmesi

Mahkemeye gitmeden tazminat alabilmek için, talep edilen bedellerin rasyonel, ispatlanabilir ve hukuki normlara uygun olması gerekir. Afaki ve dayanaksız tazminat talepleri, arabuluculuk müzakerelerinin tıkanmasına yol açar. Bu nedenle süreçte maddi ve manevi zararlar ayrı ayrı ele alınır. Maddi tazminat kalemleri arasında; hatalı tıbbi işlem nedeniyle yapılan tüm tedavi ve ameliyat masrafları, hastanın iyileşme sürecinde çalışamaması nedeniyle uğradığı geçici iş göremezlik zararı ve eğer kalıcı bir sakatlık (maluliyet) oluşmuşsa gelecekteki kazanç kaybını ifade eden sürekli iş göremezlik zararı yer alır.

Maddi tazminatın hesaplanmasında, mahkemelerde olduğu gibi aktüerya bilimi kuralları işletilir. Hastanın yaşı, olay tarihindeki net geliri, TRH 2010 yaşam tablosu verileri ve bakiye ömrü dikkate alınarak bir iskonto hesabı yapılır. Manevi tazminat ise hastanın hatalı tıbbi müdahale nedeniyle çektiği fiziksel acı, ruhsal çöküntü, vücut bütünlüğünün bozulması (örneğin kalıcı bir iz veya organ kaybı) neticesinde bozulan yaşam kalitesinin bir nebze olsun dengelenmesi amacıyla talep edilir. Estetik cerrahi uyuşmazlıklarında ise bu kalemlere ek olarak, asimetrinin veya hatanın düzeltilmesi için gerekecek “revizyon ameliyatı masrafları” da arabuluculuk masasında sıklıkla müzakere edilen bir unsurdur.

Örnek Dava Analizi: Gecikmiş Teşhis Nedeniyle Arabuluculukta Çözüm

Özel bir hastanenin acil servisine şiddetli baş ağrısı ve görme bulanıklığı şikayetiyle başvuran bir hastaya, nöbetçi hekim tarafından sadece ağrı kesici verilerek migren teşhisi konulmuş ve evine gönderilmiştir. İki gün sonra evinde beyin kanaması geçiren hasta, farklı bir merkezde acil ameliyata alınmış ancak sol tarafında kalıcı kısmi felç (hemipleji) oluşmuştur. Hastanın avukatları, ilk başvuru anındaki hekimin görüntüleme tetkiki (MR veya Tomografi) istemeyerek özen yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle arabuluculuğa başvurmuştur. Masaya hastane yönetimi ve hekimin mesleki sorumluluk sigortası temsilcisi oturmuştur. Bağımsız uzmanlardan alınan ön raporlarda teşhis hatasının ve illiyet bağının açık olduğu ortaya konmuştur. Hastanın yaşı, gelir durumu ve kalıcı maluliyet oranı dikkate alınarak yapılan aktüeryal hesaplama sonucunda 1.500.000 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminat talebi masaya sunulmuştur. Uzun bir yargılamanın getireceği itibar zedelenmesi ve yasal faiz yükünü değerlendiren hastane ve sigorta şirketi, toplamda 1.700.000 TL üzerinden anlaşma sağlamayı kabul etmiştir. Hasta, mahkemelerde 4-5 yıl beklemek yerine, olaydan sadece 2 ay sonra tazminatını nakden tahsil etmiş ve uyuşmazlık kesin olarak kapanmıştır.

Tazminat Türü Arabuluculukta Değerlendirme Kriterleri İspat Araçları ve Belgeler
Tedavi Giderleri Hata sonrası yapılan ve yapılması muhtemel tüm sağlık harcamaları. Faturalar, epikriz raporları, eczane fişleri, proforma faturalar.
Geçici/Sürekli İş Göremezlik Hastanın çalışamadığı süre ve kalıcı sakatlığın mesleğine etkisi. SGK dökümleri, maaş bordroları, geçici sağlık kurulu raporları.
Manevi Tazminat Çekilen fiziksel acı, organ kaybı, estetik bozukluk ve psikolojik yıkım. Psikiyatri raporları, olay öncesi/sonrası fotoğraflar, tanık beyanları.
Destekten Yoksun Kalma (Ölüm Halinde) Müteveffanın yaşarken maddi destek sağladığı kişilerin kaybı. Veraset ilamı, aile nüfus kayıt örneği, gelir durum belgeleri.

Yargıtay İçtihatları Çerçevesinde Anlaşma Belgesinin İlam Niteliği

Arabuluculuk sürecinde tarafların uzlaşmaya varması halinde hazırlanan “Arabuluculuk Anlaşma Belgesi”, hukuki açıdan son derece güçlü bir metindir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca, taraflar ve avukatları tarafından imzalanan bu belge, mahkemeden “icra edilebilirlik şerhi” alındığı andan itibaren bir mahkeme kararı (ilam) gücündedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin yerleşik içtihatlarında, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu 18/5 ( (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz hükmü ışığında geçerli bir arabuluculuk anlaşması sağlandıktan sonra, aynı uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak tarafların yeniden dava açamayacağı kesin bir dille hükme bağlanmıştır.

Yargıtay kararlarında vurgulanan bir diğer önemli husus, irade fesadı (hata, hile, korkutma) halleri dışında arabuluculuk anlaşmalarının iptalinin mümkün olmamasıdır. Bu durum, hastane veya sigorta şirketinin anlaşılan tutarı ödemekten keyfi olarak vazgeçmesini engeller. Eğer ödeme taahhüt edilen tarihte yapılmazsa, hasta elindeki bu belge ile doğrudan İlamlı İcra Takibi başlatarak banka hesaplarına, taşınmazlara haciz koyma hakkına sahip olur. İlamlı icra takibi, itirazla durdurulamayan, son derece hızlı ve kesin sonuç veren bir cebri icra yöntemidir. Bu güçlü hukuki altyapı, mağdurların mahkeme dışı çözümlere olan güvenini artırmakta ve tazminatlarını güvence altına almaktadır.

Malpraktis Davalarında Arabuluculuk Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Arabuluculuk sürecinde anlaşılan tazminat ne zaman ödenir?

Anlaşılan tazminatın ödeme tarihi, tarafların arabuluculuk masasında ortak iradeleriyle belirledikleri tarihtir.

Ödeme tarihi tamamen esnek ve tarafların özgür iradeleriyle belirledikleri bir vadedir.Masadaki müzakerelerde peşin ödeme kararlaştırılabileceği gibi, hastanenin veya hekimin mali durumuna göre taksitlendirme seçeneği de tercih edilebilir. Sigorta şirketinin devreye girdiği durumlarda, poliçe şartları gereği şirket içi onay süreçlerinin tamamlanması beklendiğinden, ödeme için genellikle kesin bir gün belirlenerek tutanağa yazılır. Belirlenen tarihte paranın hastanın banka hesabına geçmemesi durumunda, anlaşma belgesine sulh hukuk mahkemesinden şerh alınması halinde ilamlı icra takibi başlatma hakkı doğar.

Sigorta şirketi arabuluculuk görüşmelerine katılmak zorunda mıdır?

Hukuken sigorta şirketinin sürece katılma zorunluluğu yoktur, ancak tıbbi malpraktis süreçlerinde hekimin mesleki sorumluluk sigortası bulunduğundan, sigorta temsilcisinin katılımı fiilen bir gerekliliktir.

Hekim veya hastane, kendilerine yöneltilen tazminat talebini derhal sigorta şirketine ihbar etmekle yükümlüdür. Poliçe teminatı kapsamında zararı ödeyecek olan taraf sigorta şirketi olduğundan, şirket yetkilileri veya avukatları masaya oturarak talebi teknik açıdan inceler ve poliçe limitleri dahilinde bir teklif sunarlar. Sigortanın masada olmadığı bir senaryoda, hastanenin veya doktorun kendi cebinden büyük meblağlar ödemeyi kabul etmesi zor olduğundan, anlaşma ihtimali oldukça düşer.

Arabuluculuk masasında manevi tazminat talep edilebilir mi?

Evet, tıbbi uygulama hataları nedeniyle yaşanan süreçte uğranılan maddi zararların yanı sıra, çekilen acı, elem ve üzüntü için manevi tazminat talepleri de arabuluculuk görüşmelerinin en temel konularından biridir.

Bedensel bütünlüğün zedelenmesi, estetik görünümün bozulması veya organ kaybı gibi durumlar hastada derin psikolojik travmalar yaratır. Mahkemelerde manevi tazminat tutarı hakimin takdir yetkisindeyken, arabuluculuk sürecinde bu tutar tarafların karşılıklı pazarlığı ile belirlenir. Hasta, yaşadığı manevi yıkımı ifade eden bağımsız raporlar sunarak hastane veya sigorta şirketini makul bir manevi tatmin bedeli ödemeye ikna edebilir.

Hastane yönetimi arabuluculuk anlaşmasını reddederse ne olur?

Hastane yönetimi veya doktor, sunulan tazminat talebini veya kusur iddialarını tamamen reddedebilir. Bu durumda arabulucu, tarafların uzlaşamadığını belirten bir “Anlaşamama Son Tutanağı” düzenler.

Arabuluculuk, zorunlu bir karar mekanizması değildir, sadece çözüm aranan bir masadır. Taraflardan herhangi biri istemediği bir çözüme zorlanamaz. Anlaşamama son tutanağı imzalandıktan sonra arabuluculuk süreci biter ve hastanın önünde dava açma yolu açılır. Hasta, bu tutanağı mahkemeye sunacağı dava dilekçesinin ekine koyarak, uyuşmazlığı doğrudan özel hastaneler ve serbest çalışan hekim ise Tüketici Mahkemesine veya durumun niteliğine göre Asliye Hukuk Mahkemesine taşıyabilir.Kamu hastanelerinde çalışan doktoru ve sorumlu idarenin kusuru nedeniyle açılacak tazminat (tam yargı) davalarında görevli mahkeme İdare Mahkemeleridir.

Arabuluculukta alınan karar mahkeme kararı yerine geçer mi?

Evet, arabuluculuk sürecinin sonunda tarafların mutabık kalarak imzaladıkları “Arabuluculuk Anlaşma Belgesi”, ilgili mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alındıktan sonra tam anlamıyla mahkeme ilamı (kararı) hükmündedir.

Bu belge sıradan bir sözleşme niteliğinde değildir. İcra edilebilirlik şerhi, belgenin yasalara uygun olarak hazırlandığını tescil eder. Anlaşmada yer alan tazminat miktarı, belirlenen vadede ödenmezse,sulh hukuk hakiminden alınacak, hiçbir harca tabi olmayan şerh başvurusu ve şerh sonrası bu belge tıpkı yıllar süren bir yargılama sonucunda hakimin verdiği gerekçeli karar gibi işleme konur ve ilamlı icra yoluyla kesin haciz işlemleri başlatılabilir.

Arabuluculuk aşamasında bilirkişi incelemesi yapılır mı?

Resmi arabuluculuk prosedürü içinde mahkemelerdeki gibi resmi yeminli bilirkişi atanması gibi bir kural yoktur; ancak sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için taraflar özel uzman görüşü veya bilirkişi mütalaası alabilirler.

Özellikle yüksek meblağlı tıbbi malpraktis iddialarında, sigorta şirketleri hastanın kusur iddialarını ve maluliyet oranını değerlendirmek için kendi anlaştıkları bağımsız hekimlerden veya adli tıp uzmanlarından mütalaa isterler. Aynı şekilde hasta tarafı da elini güçlendirmek için uzman görüşü (özel bilirkişi raporu) alarak masaya oturabilir. Bu bilimsel veriler, pazarlığın rasyonel zeminlerde yapılmasını sağlar.

Sürece avukatsız katılmak hak kaybına neden olur mu?

Kanunen sürece avukat ile katılma zorunluluğu bulunmamaktadır; hastalar şahsen arabuluculuk müzakerelerini yürütebilirler. Ancak tıbbi hatalar ve tazminat hukuku gibi son derece teknik konularda avukatsız hareket etmek ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

Aktüeryal hesaplamalar, bakiye ömür tablosu, illiyet bağı, kusur oranları gibi karmaşık hukuki ve tıbbi terimler masada yoğun bir şekilde tartışılır. Karşı tarafta hastane avukatları ve sigorta şirketinin uzman hukukçuları yer alacağından, hastanın bu teknik detayları tek başına yönetmesi ve kendisine sunulan teklifin gerçek yasal haklarını karşılayıp karşılamadığını analiz etmesi çok zordur. Uzman bir avukat, müzakere dengesini sağlar ve eksik tazminat alınmasını önler.

Devlet hastanesindeki hatalar için arabuluculuk ile tazminat alınabilir mi?

Hayır, devlet hastaneleri, eğitim araştırma hastaneleri ve üniversite hastanelerinde yaşanan tıbbi uygulama hataları (hizmet kusuru) idari yargının görev alanına girdiği için bu uyuşmazlıklarda arabuluculuk sistemi uygulanmaz.

Kamu kurumlarına karşı açılacak idari nitelikteki tam yargı davalarında, özel hukuka tabi olan arabuluculuk süreci işletilemez. Devlet hastanesindeki bir doktor hatası nedeniyle tazminat alabilmek için, İdari Yargılama Usulü Kanunu gereği zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl , en geç 5 yıl içinde belirli içinde doğrudan ilgili kuruma (Sağlık Bakanlığı veya Rektörlük) yazılı ön başvuru yapılması zorunludur.Başvuru yapılan idare 30 gün içinde başvuruya yanıt verebilir ya da yanıtsız bırakabilir.İdarenin başvuruya karşı yanıt verdiği tarihten ya da 30 gün içinde yanıtsız bırakmışsa 30 günlük süre sonundan itibaren , idare dava açma süresi olan 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabilir.

Estetik hatalarında arabuluculuk masasında revizyon ameliyatı istenir mi?

Evet, estetik operasyon (rinoplasti, meme estetiği, saç ekimi vb.) hatalarında, maddi tazminat kalemi olarak sadece para değil, hatanın düzeltilmesi için gerekecek “revizyon ameliyatının masrafları” da arabuluculukta talep edilebilir.

Estetik müdahaleler eser sözleşmesi kapsamında değerlendirildiğinden, hekimin taahhüt ettiği sonucu yaratamaması kusur sayılır. Hasta, mevcut durumu düzeltmek için aynı hekime güvenmiyorsa, başka bir sağlık kuruluşunda ve güvendiği bir hekim tarafından yapılacak revizyon (düzeltme) ameliyatının proforma faturasını alarak arabuluculuk masasına sunar. Anlaşma sağlanırsa, bu masraf ilk işlemi yapan klinik veya hekim tarafından karşılanır.

Anlaşılan tutar yetersiz gelirse sonradan dava açılabilir mi?

6325 sayılı Kanun , madde 18/5 gereği arabuluculuk sürecinde bir anlaşmaya varılmış ve anlaşma belgesi imzalanmışsa, aynı uyuşmazlık konusu ve aynı zararlar için sonradan mahkemede yeni bir dava açılamaz.Bu madde gereği dava açma yasağı emredici düzenlemedir.

Kanun, arabuluculuk anlaşmasını kesin ve bağlayıcı kabul eder. Hastanın “anlaştığım para az geldi, vazgeçtim, üstünü mahkemeden isteyeceğim” gibi bir hakkı hukuken yoktur. Bu nedenle, masada imza atılmadan önce tüm maddi tedavi giderlerinin, çalışılmayan sürelerin ve manevi yıpranmanın tam olarak hesaplandığından ve taleplerin eksiksiz olarak tutanağa geçirildiğinden kesinlikle emin olunması gerekir.

Doktor hatası ölümle sonuçlanmışsa arabuluculuğa kimler başvurabilir?

Tıbbi malpraktis sonucunda hasta hayatını kaybetmişse, vefat edenin yasal mirasçıları (eşi, çocukları, anne ve babası veya destek verdiği diğer kişiler) doğrudan arabuluculuk bürosuna başvurabilirler.

Mirasçılar, ölüm nedeniyle doğan cenaze ve defin giderlerini, ölümden önceki tedavi masraflarını ve en önemlisi “destekten yoksun kalma tazminatını” arabuluculuk masasında talep ederler. Ayrıca, yakınlarını kaybetmenin verdiği derin acı ve üzüntü nedeniyle kendi adlarına manevi tazminat isteme hakları da bulunmaktadır.Veraset ilamının alınarak arabuluculuk başvurusuna eklenmesi sürecin başlaması için yeterlidir.

Arabuluculuk, Dava Şartı Arabuluculuk, Malpraktis, Sağlık Hukuku, Tazminat Hukuku, Tıbbi Kötü Uygulama Sigortası, Tıbbi Malpraktis

Son Yazılar

  • Doktor Hatası (Malpraktis) Nedeniyle Tazminat Davası ve Hukuki Süreçler 15 Temmuz 2026
  • Malpraktis Davalarında Mahkeme Dışı Çözüm: Arabuluculuk ile Tazminat Süreci 1 Temmuz 2026
  • Şubat 2026 Hukuk Bülteni 26 Şubat 2026
  • Ocak 2026 Hukuk Bülteni 31 Ocak 2026
  • 2026 Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi 5 Ocak 2026

Kategoriler

  • Basında Biz (10)
  • Makaleler (27)
HAKKIMIZDA

Arabulucu Avukat Penbe ÜNER KESKİN 41853 sicil numarası ile İstanbul Barosuna bağlı olarak serbest avukat olarak çalışmaktadır. 2005 yılından beri aktif avukatlık ve 2017 yılından beri resmi Arabuluculuk hizmeti sunmaktadır. Hukukun farklı alanlarındaki uyuşmazlıklara çözümler sunmaya devam etmektedir.

KURUMSAL
  • Sorumsuzluk Kaydı
  • KVKK
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Veri Sahibi Başvuru Formu
İLETİŞİM

Halaskargazi Caddesi, No:111 Kat:6 Daire:14, Şişli/İSTANBUL
+90 (212) 219 75 72
+90 (533) 497 50 37
[email protected]

E-posta
Facebook
X
LinkedIn

2026 © Tüm Hakları Saklıdır. TurkDijital.com

Yasal Uyarı: Bu site Türkiye Barolar Birliği’nin Meslek Kurallarına ve Reklam Yasağı Kurallarına tabidir. Sitenin kendisi, logosu ve içeriği, reklam iş geliştirme ve benzeri amaçlar ile kullanılamaz. Bu web sitesine link yaratmak yasaktır. Web sitemizde yer alan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye değildir.

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul etmiş olursunuz. KVKK