+90 (533) 497 50 37
[email protected]
  • ANASAYFA
  • KURUMSAL
    • HAKKINDA
    • KVKK
    • Sorumsuzluk Kaydı
  • FAALİYET ALANLARI
  • HABERLER
  • İLETİŞİM
TürkçeTürkçe
EnglishEnglish

Doktor Hatası (Malpraktis) Nedeniyle Tazminat Davası ve Hukuki Süreçler

10 saat önce
Makaleler
Hastane ortamında stetoskop ve adalet terazisi ile doktor hatası tazminat davası

Tıbbi malpraktis, sağlık personelinin (doktor, hemşire, ebe, anestezi uzmanı vb.) hastaya tıbbi müdahalede bulunurken standart uygulamaları yapmaması, beceri eksikliği göstermesi veya hastanın tedavisini eksik uygulayarak zarar görmesine neden olması durumudur. Hukuk sistemimizde, bireylerin bedensel ve ruhsal bütünlükleri anayasal güvence altındadır. Tıbbi müdahale sonucunda hastanın zarar görmesi, maddi ve manevi tazminat taleplerinin doğmasına yol açar. Bu süreçte hekimin ve sağlık kuruluşunun hukuki sorumluluğu, hastanın uğradığı zararın giderilmesini amaçlar. Tıbbi uygulama hataları; yanlış teşhis konulması, tedavinin hatalı planlanması, ameliyat sırasında yabancı cisim unutulması, yanlış ilaç verilmesi veya hastanın tıbbi riskler konusunda yeterince aydınlatılmaması gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir.

Hukuki açıdan hekimin sorumluluğu incelenirken, öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği tespit edilir. Özel hastanelerde veya muayenehanelerde tedavi gören hastalar ile hekim/hastane arasında genellikle “vekalet sözleşmesi” kurulmuş kabul edilir. Türk Borçlar Kanunu kapsamında vekil, vekalet görevini yerine getirirken özen yükümlülüğüne uygun davranmak zorundadır. Hekim, tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına, güncel standartlara uygun hareket etmekle mükelleftir. Tıbbi müdahalenin niteliği gereği her zaman kesin bir iyileşme garantisi verilemese de, hekimin süreci yönetirken gösterdiği özenin eksiksiz olması şarttır.

Tıbbi Malpraktis ve Komplikasyon Ayrımı

Doktor hatası nedeniyle tazminat davası süreçlerinde en çok tartışılan konu, yaşanan olumsuz sonucun bir MALPRAKTİS Mİ YOKSA TIBBİ KOMPLİKASYON MU OLDUĞUDUR. Komplikasyon, tıbbi standartlara ve kurallara uygun hareket edilmesine rağmen, tıp biliminin doğası gereği öngörülemeyen veya öngörülse dahi engellenemeyen olumsuz sonuçlardır. Hekim, tıbbi müdahale öncesinde hastayı olası komplikasyonlar hakkında detaylı olarak bilgilendirmek ve hastanın aydınlatılmış onamını almak zorundadır. Aydınlatılmış onam formu, sadece imzalanmış matbu bir evrak değil; hastanın anlayabileceği bir dille risklerin açıklandığı, alternatif tedavi yöntemlerinin sunulduğu bir süreci ifade eder.

Hekim, aydınlatılmış onam alsa dahi, kusurlu eylemleriyle hastaya zarar verirse sorumluluktan kurtulamaz. Komplikasyon yönetimi de hekimin sorumluluğundadır. Ortaya çıkan bir komplikasyonun zamanında fark edilmemesi, fark edilmesine rağmen uygun müdahalenin yapılmaması veya gecikilmesi durumu, komplikasyonu malpraktise dönüştürür.

Karşılaştırma Kriteri Tıbbi Komplikasyon Tıbbi Malpraktis (Doktor Hatası)
Öngörülebilirlik Tıbbi riskler dahilindedir, öngörülebilir veya öngörülemez olabilir. Standart uygulamalardan sapma vardır, hatalı eylem öngörülebilir zarara yol açar.
Hekimin Kusuru Hekimin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılığı yoktur. Hekim standart tıbbi prosedürlere uymamış, eksik veya hatalı işlem yapmıştır.
Önlenebilirlik Tıbbi kurallara uyulsa da bazen önlenemez. Gerekli özen gösterildiğinde tamamen önlenebilir niteliktedir.
Hukuki Sorumluluk Aydınlatılmış onam varsa hekim sorumlu tutulmaz (yönetim hatası yoksa). Aydınlatılmış onam olsa dahi hekim ve sağlık kurumu hukuken sorumludur.
Komplikasyon Yönetimi Hekim komplikasyonu fark edip doğru yönetirse kusursuzdur. Komplikasyonun fark edilmemesi veya yanlış yönetilmesi malpraktis sayılır.

Malpraktis Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tıbbi uygulama hatası nedeniyle açılacak tazminat davalarında görevli mahkemenin tespiti, davanın usulden reddedilmemesi için kritik bir öneme sahiptir. Görevli mahkeme, tıbbi müdahalenin yapıldığı kurumun statüsüne göre farklılık gösterir.

Özel hastanelerde, tıp merkezlerinde veya bağımsız çalışan doktorların muayenehanelerinde yapılan müdahaleler sonucunda oluşan zararlar için açılacak davalarda Tüketici Mahkemeleri görevlidir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereği, hasta tüketici statüsünde kabul edilmekte ve taraflar arasındaki ilişki tüketici işlemi sayılmaktadır. Tüketici mahkemesinde dava açmadan önce, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk sürecinin işletilmesi yasal bir zorunluluktur. Arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamaması halinde dava açılabilir.

Devlet hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri, üniversite hastaneleri, aile sağlığı merkezleri gibi kamu kurumlarında meydana gelen doktor hatalarında ise idarenin hizmet kusuru söz konusudur. Bu durumda doktorun şahsına doğrudan dava açılamaz; dava, ilgili kamu kurumuna (Sağlık Bakanlığı veya ilgili üniversite rektörlüğü) karşı İdare Mahkemelerinde “tam yargı davası” olarak açılır. İdari yargıda dava açılmadan önce, zararın öğrenildiği tarihten itibaren ilgili kuruma idari başvuru yapılması şarttır. Başvurunun reddedilmesi veya zımnen reddedilmiş sayılması durumunda tam yargı davası ikame edilir.

Tıbbi Müdahale Hatalarında Kusur Türleri

Tıbbi malpraktis vakaları, teşhis, tedavi ve tedavi sonrası bakım aşamalarında farklı şekillerde gerçekleşebilir. Teşhis aşamasındaki hatalar, hastanın şikayetlerinin yeterince değerlendirilmemesi, gerekli tahlil ve tetkiklerin istenmemesi veya laboratuvar sonuçlarının yanlış yorumlanması şeklinde ortaya çıkar. Tedavi aşamasındaki hatalar; yanlış cerrahi yöntemin seçilmesi, ameliyat bölgesinin yanlış belirlenmesi (örneğin sağ bacak yerine sol bacağın ameliyat edilmesi), enfeksiyon kontrol standartlarına uyulmaması veya anestezi dozunun hatalı ayarlanmasını kapsar.

Organizasyon kusuru ise doğrudan hekimin bireysel hatasından ziyade, sağlık kuruluşunun teknik altyapı eksikliği, personel yetersizliği, hijyen koşullarının sağlanamaması veya cihazların bakımının yapılmaması gibi idari ve sistemik eksiklikleri ifade eder. Örneğin, hastane enfeksiyonu (nozokomiyal enfeksiyon) kapılması durumunda, hastanenin hijyen protokollerini uygulayıp uygulamadığı titizlikle incelenir.

Örnek Dava Analizi: Teşhis Hatası ve Gecikmiş Müdahale

Bir hastanın şiddetli karın ağrısı, bulantı ve yüksek ateş şikayetiyle acil servise başvurduğu bir senaryoda, nöbetçi hekimin sadece ağrı kesici ve serum tedavisi uygulayarak hastayı taburcu etmesi tipik bir malpraktis örneğidir. Şikayetleri devam eden hastanın ertesi gün farklı bir hastanede apandisit patlaması ve buna bağlı peritonit (karın zarı iltihabı) teşhisiyle acil ameliyata alınması durumunda, ilk müdahaleyi yapan hekimin teşhis hatası sabittir. Bu olayda Adli Tıp Kurumu değerlendirmesinde, hastanın başvuru anındaki semptomlarının apandisit şüphesi doğuracak nitelikte olduğu, ultrasonografi veya kan tahlili (örneğin lökosit sayımı) yapılmadan hastanın taburcu edilmesinin tıbbi standartlara aykırı olduğu tespiti yapılır. Hekimin gerekli özeni göstermemesi nedeniyle hastanın hayati tehlike geçirmesi ve iyileşme sürecinin uzaması, maddi ve manevi tazminat talebinin haklı gerekçesini oluşturur.

Malpraktis Davalarında Talep Edilebilecek Tazminat Kalemleri

Tıbbi hata sonucunda hasta, bedensel bir zarara uğramışsa veya hayatını kaybetmişse, doğan zararların maddi ve manevi tazminat yoluyla giderilmesi talep edilir. Tazminat hesaplamaları, alanında uzman aktüerya bilirkişileri tarafından hastanın yaşı, geliri, kusur oranı ve maluliyet durumu dikkate alınarak yapılır.

Tazminat Türü Kapsamı ve Talep Edilebilecek Kalemler
Maddi Tazminat (Yaralanma/Maluliyet) Hatalı işlem sonrası yapılan tüm yeni tedavi, ameliyat, ilaç ve bakım masrafları.
Maddi Tazminat (İş Göremezlik) Hastanın tedavi sürecinde çalışamaması nedeniyle uğradığı gelir kaybı (geçici iş göremezlik) ve kalıcı sakatlık durumunda gelecekteki kazanç kaybı (sürekli iş göremezlik).
Maddi Tazminat (Ölüm Halinde) Cenaze ve defin giderleri ile ölenin desteğinden yoksun kalan yakınlarının (eş, çocuk, anne, baba) talep edeceği destekten yoksun kalma tazminatı.
Manevi Tazminat Hastanın çektiği fiziksel acı, ruhsal çöküntü, yaşama sevincinin kaybı ve estetik görünümün bozulması nedeniyle talep edilen manevi tatmin bedeli. Ölüm halinde yakınlarının duyduğu derin üzüntü.

Zamanaşımı Süreleri

Doktor hatası nedeniyle açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süreleri, hukuki ilişkinin türüne ve hizmetin alındığı kuruma göre değişkenlik gösterir. Sürelerin kaçırılması, hak kaybına neden olur.

Özel hastanelerde veya serbest çalışan hekimlerde sözleşmeye dayalı (vekalet sözleşmesi) davalarda zamanaşımı süresi kural olarak 5 yıldır. Ancak, doktorun fiili aynı zamanda ceza kanunu kapsamında bir suç (örneğin taksirle yaralama veya taksirle adam öldürme) oluşturuyorsa, ceza davası zamanaşımı süreleri uygulanır ve bu süreler genellikle daha uzundur. Haksız fiil hükümlerine dayanılması halinde ise zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi mevcuttur.

Kamu hastanelerinde açılacak tam yargı davalarında ise İdari Yargılama Usulü Kanunu geçerlidir. İdari eylemden kaynaklanan zararların tazmini için, zararın ve eylemin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halükarda eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye başvuru yapılması zorunludur.

Emsal Yargıtay ve Danıştay Kararları Işığında Doktor Hataları

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre hekim, hastasının zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel insani özeni de göstermek zorundadır. Tıbbi müdahale sözleşmelerinde hekimin sorumluluğu belirlenirken, en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu ilkesi benimsenmiştir. Yargıtay kararlarında, hekimin hastayı tedavi ederken tıp biliminin kabul ettiği kurallara uygun davranması, tıp literatüründe tartışmalı olan veya deney aşamasındaki yöntemleri hastanın rızası olmadan uygulamaması gerektiği vurgulanmaktadır. Estetik cerrahi müdahalelerde ise vekalet sözleşmesinden ziyade “eser sözleşmesi” hükümleri uygulanır. Yargıtay, estetik operasyonlarda hekimin belli bir sonucu (örneğin istenilen burun şeklini) taahhüt ettiğini ve bu sonuca ulaşılamaması halinde hekimin sorumlu olacağını belirtmektedir.

Danıştay 15. Dairesinin idari yargıdaki emsal kararlarında ise “hizmet kusuru” kavramı geniş yorumlanmaktadır. Devlet hastanelerinde yaşanan tıbbi uygulama hataları, ameliyathane koşullarının yetersizliği, hastane enfeksiyonu veya acil serviste uzman hekim bulunmaması gibi durumlar, idarenin hizmeti eksik veya hatalı yürüttüğünün kanıtı olarak değerlendirilir. Danıştay, kamu kurumlarının sağlık hizmetini sunarken çağdaş standartları sağlamakla yükümlü olduğunu, organizasyon bozukluklarından doğan zararların idare tarafından karşılanması gerektiğini içtihat etmiştir.

Doktor Hatası (Malpraktis) Nedeniyle Tazminat Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Malpraktis davası açmak için ne kadar sürem var?

Dava zamanaşımında belirleyici olan , taraflar arasındaki ilişkinin niteliğidir.Hasta ile hekim arasında , tıbbi müdahale öncesi hukuki bir ilişki yoksa , Borçlar Kanunundaki haksız fiil hükümlerine göre , hasta-ile hekim arasında sözleşmesi ilişki varsa yani hasta hekimin düzenli kontrolünde ya da tıbbi bir müdahale için aralarında sözleşme yapılmışsa , vekalet sözleşmesi hükümlerine göre , hekim idare nezdindeki bir kurumda çalışıyor ,ise idarenin hizmet kusuru yani tam yargı hükümlerine göre zamanaşımı süreleri uygulanacaktır.Özel hastanelerdeki hekim hatalarında dava açma süresi, vekalet sözleşmesi kapsamında 5 yıldır. Haksız fiil durumlarında zararın öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, en çok 10 yıldır. Devlet hastanelerinde ise idareye başvuru süresi, zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halükarda 5 yıldır.

Sürelerin başlangıcı genellikle zararın kesin olarak öğrenildiği tarihtir. Bazen tıbbi hatanın sonuçları yıllar sonra ortaya çıkabilir (örneğin bedende unutulan bir sargı bezinin yıllar sonra enfeksiyona yol açması). Böyle durumlarda zamanaşımı, zararın ve failin tam anlamıyla öğrenildiği andan itibaren işlemeye başlar. Kamu hastanelerindeki süreçte idareye zorunlu başvuru şartının atlanmaması ve 1 yıllık kısa sürenin sıkı takip edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde dava zamanaşımı nedeniyle usulden reddedilir.

Devlet hastanesinde yapılan doktor hatası için nereye dava açılır?

Devlet hastanelerinde görevli hekimlerin tıbbi uygulama hatalarından dolayı doğrudan hekime dava açılamaz. Dava, Sağlık Bakanlığı’na karşı İdare Mahkemelerinde “tam yargı davası” olarak açılır. Üniversite hastanelerinde ise davalı ilgili Üniversite Rektörlüğü olur.

Memur ve kamu görevlisi statüsünde olan doktorlar, Anayasa’nın 129. maddesi gereğince yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan dolayı şahsen davalı gösterilemezler. İdare Mahkemesinde açılan dava sonucunda devlet, hastaya tazminat ödemek zorunda kalırsa, daha sonra hekimin kusur oranına göre ödediği bu bedeli hekime rücu edebilir (geri isteyebilir). Bu süreçte idari yargılama usulleri tamamen yazılı prosedürlere dayanır ve idareye başvuru şartı dava ön koşuludur.

Estetik ameliyat hatalarında tazminat davası açılabilir mi?

Evet, estetik ameliyat hatalarında tazminat davası açılabilir. Estetik operasyonlar hukuken “eser sözleşmesi” kapsamında değerlendirilir. Hekim, hastaya belirli bir sonucu (estetik görünümü) sağlamayı taahhüt ettiği için, istenen sonucun elde edilememesi malpraktis sayılır.

Normal tıbbi müdahalelerde (vekalet sözleşmesi) hekim iyileşme garantisi vermezken, estetik amaçlı yapılan burun, meme, yüz germe veya saç ekimi gibi işlemlerde sonucun taahhüt edildiği kabul edilir. Eğer hekim, hastaya gösterdiği planlamaya uygun bir sonuç çıkaramazsa, asimetri oluşursa veya kalıcı izler kalırsa maddi ve manevi tazminat sorumluluğu doğar. Bu tür davalarda Tüketici Mahkemeleri görevlidir ve davanın ispatı için öncesi/sonrası fotoğraflar, tıbbi kayıtlar ve bilirkişi raporları büyük önem taşır.

Aydınlatılmış onam formu imzalamak doktoru sorumluluktan kurtarır mı?

Hayır, aydınlatılmış onam formu imzalamak hekimi kusurlu eylemlerinden dolayı sorumluluktan kurtarmaz. Onam formu, sadece standart tıbbi risklerin (komplikasyonların) hasta tarafından kabul edildiğini gösterir; hekimin hata yapma özgürlüğü olduğu anlamına gelmez.

Eğer operasyon sırasında veya sonrasında gelişen durum, standart bir tıbbi risk değil de hekimin dikkatsizliği, tecrübesizliği veya kurallara uymaması nedeniyle oluşmuşsa (malpraktis), onam formunun hukuki bir koruyuculuğu kalmaz. Ayrıca, formun matbu olarak sadece imzalatılması yeterli değildir; hastaya risklerin sözlü olarak açıklandığı, hastanın sorularının yanıtlandığı ve işlemi gerçekten anlayarak kabul ettiği ispatlanmalıdır. Eksik veya geçersiz onam, başlı başına bir tazminat nedenidir.

Malpraktis davasında ne kadar tazminat istenebilir?

Talep edilecek tazminat miktarı; hastanın uğradığı zararın boyutuna, kalıcı sakatlık oranına, yaşına, mesleğine, gelir durumuna ve yaşanan manevi acının ağırlığına göre değişir. Kesin bir üst veya alt sınır kanunla belirlenmemiştir.

Maddi tazminat, aktüerya uzmanları tarafından matematiksel formüllerle kuruşu kuruşuna hesaplanır. Hastanın tedavi masrafları, kaybettiği maaşlar ve ömrü boyunca yaşayacağı iş gücü kaybı bu hesaba dahil edilir. Manevi tazminat ise hakimin takdir yetkisindedir ve hastanın veya yakınlarının çektiği acıyı hafifletecek, zenginleşme aracı olmayacak ancak tatmin edici bir miktar olarak belirlenir. Tarafların ekonomik durumu manevi tazminatın belirlenmesinde etkilidir.

Hastanenin enfeksiyon kapılması durumunda sorumluluğu var mıdır?

Evet, sağlık kuruluşunun enfeksiyon (nozokomiyal/hastane enfeksiyonu) kapılması durumunda hukuki sorumluluğu vardır. Bu durum genellikle “organizasyon kusuru” olarak değerlendirilir ve hastanenin hijyen standartlarını sağlayamadığını gösterir.

Hastane yönetimi, ameliyathanelerin, yoğun bakım ünitelerinin ve hasta odalarının sterilizasyonunu sağlamak zorundadır. Enfeksiyon kontrol komitelerinin aktif çalışmaması, aletlerin tam dezenfekte edilmemesi veya havalandırma sistemlerinin yetersizliği nedeniyle hastanın enfeksiyon kapması, tazminat gerektiren bir eylemdir. Hastanenin sorumluluktan kurtulabilmesi için, enfeksiyonun kendi kusurlarından değil, hastanın kendi bünyesindeki bir zayıflıktan veya dış etkenlerden kaynaklandığını kesin olarak ispatlaması gerekir.

Malpraktis davalarında bilirkişi raporu zorunlu mudur?

Tıbbi uygulama hatalarını değerlendirmek hakimin hukuki bilgisini aşan teknik ve bilimsel bir uzmanlık gerektirdiği için bilirkişi raporu alınması zorunludur. Hukuk hakimi, tıp biliminin kurallarını bilemeyeceğinden, dosyadaki kusur durumunu uzman hekimlere inceletir.

Türkiye’deki malpraktis davalarında genellikle Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurullarından veya üniversite hastanelerinde görevli uzman akademisyenlerden oluşan heyetlerden rapor alınır. Bilirkişi raporunda, uygulanan tedavinin tıp biliminin standartlarına uygun olup olmadığı, hekimin bir kusuru bulunup bulunmadığı ve illiyet bağı (hata ile zarar arasındaki bağlantı) açıkça tespit edilir. Raporların çelişkili olması durumunda, daha üst bir kuruldan veya farklı bir heyetten yeni bir rapor talep edilmesi yasal bir haktır.

Yanlış iğne yapılması sonucu felç durumunda ne yapılmalıdır?

Yanlış yere, yanlış dozda veya sinire denk gelecek şekilde hatalı enjeksiyon (iğne) yapılması sonucu oluşan his kaybı veya felç durumlarında, işlemi yapan sağlık personeli ve kurumu aleyhine doğrudan tazminat davası açılmalıdır.

Enjeksiyon nöropatisi olarak da bilinen bu durum, genellikle sağlık personelinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanır. Olayın meydana geldiği sağlık kuruluşuna göre süreç tüketici mahkemesinde veya idare mahkemesinde yürütülür. Meydana gelen sinir hasarının kalıcı olup olmadığının tespiti için nöroloji uzmanlarından rapor alınır. Hastanın bu süreçte tedavi evraklarını, iğneyi kimin ne zaman yaptığını gösteren kayıtları hızla temin etmesi ve delilleri güvence altına alması büyük önem taşır.

Diş hekimi hatalarında tazminat davası nasıl ilerler?

Diş hekiminin hatalı implant uygulaması, yanlış diş çekimi, kanal tedavisi sırasında sinirlere zarar vermesi veya çene kemiğine hasar vermesi gibi durumlarda genel malpraktis kuralları çerçevesinde tazminat davası açılır.

Estetik amaçlı porselen veya zirkonyum kaplama gibi işlemlerde, tıpkı estetik cerrahide olduğu gibi eser sözleşmesi kuralları geçerlidir ve diş hekimi vaat ettiği görünümü sunmak zorundadır. Sağlık amaçlı tedavilerde ise vekalet sözleşmesi kapsamında özen yükümlülüğü incelenir. Özel diş kliniklerinde yaşanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir ve zorunlu arabuluculuk aşaması tamamlandıktan sonra dava yoluna gidilir. Maddi kayıpların yanı sıra, diş kaybının yarattığı estetik bozukluk ve çiğneme fonksiyonunun yitirilmesi nedeniyle manevi tazminat da talep edilir.

Özel hastanedeki doktor hatası için arabuluculuk şart mı?

Evet, özel hastanelerde, tıp merkezlerinde veya muayenehanelerde gerçekleşen tıbbi uygulama hatalarından kaynaklanan tazminat davaları Tüketici Mahkemesi’nin görev alanına girdiği için dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak şarttır.

Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk süreci tüketilmeden doğrudan mahkemeye dava dilekçesi verilmesi durumunda, dava usulden reddedilir. Arabuluculuk sürecinde, hasta ve sağlık kuruluşu (veya doktorun sigorta şirketi) bağımsız bir arabulucu eşliğinde bir araya gelerek anlaşma zemini arar. Süreç genellikle 3-4 hafta içinde tamamlanır. Eğer taraflar tazminat miktarı üzerinde uzlaşamazsa, arabuluculuk son tutanağı düzenlenir ve bu tutanak dava dilekçesine eklenerek Tüketici Mahkemesinde dava açılır.

Malpraktis davası sürerken hasta vefat ederse ne olur?

Tazminat davası devam ederken hastanın tıbbi hata nedeniyle veya başka bir sebepten vefat etmesi durumunda, dava düşmez; hastanın yasal mirasçıları (eş, çocuklar, anne, baba) davaya kaldığı yerden devam edebilirler.

Mirasçılar, veraset ilamını (mirasçılık belgesini) mahkemeye sunarak davaya dahil olurlar. Ancak ölümün gerçekleşmesiyle birlikte talep edilecek tazminatın türünde değişiklikler yapılabilir. Örneğin, hastanın bizzat kendisi için istediği sürekli iş göremezlik tazminatı düşer, bunun yerine mirasçıların “destekten yoksun kalma tazminatı” talebi gündeme gelir. Hastanın tedavi sürecinde çektiği acılar için talep ettiği manevi tazminat hakkı ise mirasçılara intikal eder ve yargılama bu yeni durum üzerinden sürdürülür.

Hatalı teşhis nedeniyle gereksiz ameliyat olan hasta hakları nelerdir?

Hatalı veya eksik teşhis sonucunda hastanın aslında ihtiyacı olmayan bir cerrahi operasyona alınması (örneğin tümör zannedilen bir lezyon için sağlıklı organın alınması) ağır bir tıbbi malpraktis vakasıdır ve hastaya geniş tazminat hakları doğurur.

Bu durumda hekimin aydınlatılmış onam almış olması hiçbir geçerlilik taşımaz, zira onam hastanın gerçek durumu üzerine değil, hekimin hatalı yönlendirmesi üzerine verilmiştir. Hasta, gereksiz ameliyatın yarattığı bedensel yorgunluk, organ kaybı, gereksiz yere çekilen acılar, ameliyat masrafları ve işinden geri kaldığı süre için çok ciddi boyutlarda maddi ve manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. Gereksiz yere uygulanan anestezi ve cerrahi travmanın vücutta yarattığı kalıcı hasarlar bilirkişi heyetlerince tespit edilerek kusur oranı en üst seviyeden değerlendirilir.

Malpraktis, Sağlık Hukuku, Tazminat Hukuku, Tıbbi Malpraktis

Son Yazılar

  • Doktor Hatası (Malpraktis) Nedeniyle Tazminat Davası ve Hukuki Süreçler 15 Temmuz 2026
  • Malpraktis Davalarında Mahkeme Dışı Çözüm: Arabuluculuk ile Tazminat Süreci 1 Temmuz 2026
  • Şubat 2026 Hukuk Bülteni 26 Şubat 2026
  • Ocak 2026 Hukuk Bülteni 31 Ocak 2026
  • 2026 Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi 5 Ocak 2026

Kategoriler

  • Basında Biz (10)
  • Makaleler (27)
HAKKIMIZDA

Arabulucu Avukat Penbe ÜNER KESKİN 41853 sicil numarası ile İstanbul Barosuna bağlı olarak serbest avukat olarak çalışmaktadır. 2005 yılından beri aktif avukatlık ve 2017 yılından beri resmi Arabuluculuk hizmeti sunmaktadır. Hukukun farklı alanlarındaki uyuşmazlıklara çözümler sunmaya devam etmektedir.

KURUMSAL
  • Sorumsuzluk Kaydı
  • KVKK
  • Çerez Politikası
  • Kişisel Veri Sahibi Başvuru Formu
İLETİŞİM

Halaskargazi Caddesi, No:111 Kat:6 Daire:14, Şişli/İSTANBUL
+90 (212) 219 75 72
+90 (533) 497 50 37
[email protected]

E-posta
Facebook
X
LinkedIn

2026 © Tüm Hakları Saklıdır. TurkDijital.com

Yasal Uyarı: Bu site Türkiye Barolar Birliği’nin Meslek Kurallarına ve Reklam Yasağı Kurallarına tabidir. Sitenin kendisi, logosu ve içeriği, reklam iş geliştirme ve benzeri amaçlar ile kullanılamaz. Bu web sitesine link yaratmak yasaktır. Web sitemizde yer alan bilgiler hukuki mütalaa veya tavsiye değildir.

Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul etmiş olursunuz. KVKK